|
LEFKOŞA
Hiç kimse alınmasın. Ya da yarası olan gocunsun.
Kıbrıslı Türkler olarak güzel görünen yanlarımız yanında olumsuz yanlarımız da çok fazladır.
En yalın ifadeyle bir birimizi çekemeyiz.
Biri hayır edecek olsa onun başarısından gurur duyacağımıza neredeyse kıskançlıktan çatlarız.
Çok az istisnalar hariç ezici çoğunluk dünyanın neresine gitse hiç değişmez.
* * *
Seneler evvel Londra’daki Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıs’taki pozitif değişim için her bakımdan ciddi bir kaynak görüyordum.
Sonra bu yaklaşımımın hayata geçme noktasındaki şansını irdelemeye çalıştım. O noktada yanıldığımı gördüm.
Çünkü Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türklerin ezici çoğunluğu Londra’ya gittiği zaman dilimine kilitlenip kalmıştı.
Türkiye için Alamancılar neyse bizim için de Londra’daki insanlarımız öyleydi.
Tatil zamanı Kıbrıs’a yapılan ziyaretlerde kılık kıyafetten başlayarak sergilenen davranış biçimleri mizah yazarlarına sonsuz manzara verecek nitelikteydi.
Belki farkında değildiler ama yedikleri, içtikleri, giydikleri, sahip oldukları her şeyin önce parasını söylüyorlardı.
* * *
Londra’da iş deneyimi kazandıkları alanlar sınırlıydı.
Bazıları özellikle VAT’den kaçırdığı parayla Kıbrıs’ta iş yapmaya kalktı ama başarılı olamadı.
O noktalarda suçlu Kıbrıs’taki bozuk düzen gösterildi. Halbuki bozuk düzen kadar büyük bir memlekette para kazanmakla, insan sayısı sınırlı bir küçük adada iş yapmanın farklılığı bilinmiyordu.
Tabii bu noktada Kıbrıs’taki bazı insanların Londra’dan gelenleri yolunacak kaz olarak gördükleri da bir başka gerçek.
* * *
Sonuçta Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türklerle, Londra’daki Kıbrıslı Türkler ciddi anlamda bir kader birliğine hiç bir zaman giremedi.
Londra’ya ilk giden Kıbrıslı Türkleri esas alırsak Londra’da şimdi üçüncü hatta dördüncü kuşak Kıbrıslı Türkler var.
Yeni kuşaklarla birlikte Londra’daki Kıbrıslı Türklerde bir değişim yaşandığı gerçek.
Elimizde sağlıklı sayısal veriler olmasa da artık yeni kuşak Kıbrıslı Türklerde iş dünyasının yeni alanlarında ya da kamuda çalışanlar oldukça fazla.
Yıllar önce “makinadan” başını kaldırıp çoluk çocuğuyla ilgilenemeyen annelerin yerini şimdi çocuğunu en iyi okulda okutmak isteyen anneler alıyor.
* * *
Kıbrıs’tan Londra’ya bakıldığı zaman dikkat çeken bir başka nokta da şu.
Seneler evvel Londra’ya giden Kıbrıslı Türkler, arkaya bakmadan gitti. Yıllarca çok ama çok az Kıbrıslı Türk, Londra’dan Kıbrıs’a yatırım yaptı.
Hatta kendilerini bir biçimde Londralı gördüler. Kıbrıs’a gelindiği zaman da, sohbet akışından sık sık, “Bizim Londra” demek çok da hoşlarına gitti.
Halbuki 72 buçuk milletten insanın yaşamasına rağmen Londra’da yabancı gene yabancıdır.
Kıbrıs’ta doğup Londra’da yaşayanlar böyle bir görünüm yansıtırken onların yeni kuşak çocuklarında daha farklı bir Kıbrıslılık bilinci şekillenmeye başladı.
Londra’da doğup Londra’da yetişmiş olmalarına rağmen günlük hayatta bir farklı algılandıklarını fark ettiler.
İngiltere’de yaşayanlar o ülkede ırkçı zeminde bir yaklaşımın suç olduğunu biliyorlar. Ama günlük hayatta farklı izlerin olduğunu da canlı tanıklarından dinliyoruz.
İşte bu durumda yeni kuşak Kıbrıslı Türk gençlerde anne babalarının doğduğu toprakları yani Kıbrıs’ı sahiplenme yönünde bir arayış gözleniyor.
Ambargolara karşı verilen mücadelede öne çıkan gençlerle konuşma fırsatım oldu. Milliyetçi yaklaşımları öne çıkar gibi görünse de hareketlerinin temelinde kimlik arayışı ve anne babalarından kendilerine taşınan kimliklerine sahip çıkma olduğu görüşüm ağır basıyor.
* * *
1974 öncesi koşullarda Kıbrıs çıkışlı bir sahiplenmenin, ortak çalışmanın kolay olmadığını kabul ederim.
Ama 1974 sonrası Kuzey Kıbrıs’ın olanakları her geçen gün dünden daha iyi konumda.
1980 önce Kıbrıs’ta Yurt Dışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler Sempozyumu düzenlenmişti. O sempozyumda bir anlamda her şey yurt dışındaki insanlarımızdan bekleniyordu.
Halbuki şimdi durum oldukça farklı.
Kuzey Kıbrıs’taki ekonomik, parasal olanaklar dünden daha iyi.
Yurt dışında temsilcilikler, ofisler açılıyor. Bu yerlerdeki görevlendirmelerde nitelik yerine “hatır gönülün” esas olması verimi olumsuz etkilese de bu yerlerin varlığı avantaj.
Çeşitli lobi çalışmaları içi Kuzey Kıbrıs’ta kaynak var.
İşte bu noktada öncelikle Londra ile Kuzey Kıbrıs arasındaki bağın çok sağlıklı ve verimli olması sağlanmalıdır.
Bunun anlamı asla birileri Kıbrıs’tan Londra’ya talimatlar yollayacak anlamında değildir.
Londra’da pırıl pırıl yeni kuşak nitelikli gençlerimiz var. Onlardaki değişim anne babaları da kucaklıyor.
Bütün mesele akıl dolu çağdaş projelerle sayısı Kıbrıs’taki Türkler kadar denen Londra’daki kardeşlerimizle bütünleşmenin sağlanması.
* * *
Olumsuz yanlarımızı törpüleyeceğiz. Gerçek anlamda birlik beraberlik içinde olmalıyız.
Birbirimize sonsuz güven duyma koşullarını yaratmalıyız.
Hep söylerim, Kuzey Kıbrıs turizmini İngiltere’de yabancılara pazarlamadan önce adam gibi bir kampanya ile Kıbrıslı Türklere pazarlamayı başarsak çok daha istikrarlı sonuç elde edeceğiz. Bu arada Kuzey Kıbrıs’la, Londra’daki kardeşlerimiz arasındaki köprüyü de sağlamlaştırmış oluruz.
Vatan-Millet –Sakarya yaklaşımlarından uzak dünya diliyle bir proje Londra’daki insan kaynaklarından yararlanmayı en üst düzeye süratle çıkarabilir.
Bu satırları sesli düşünceyle yazdım. Her türlü düşünsel katkıya açığım.
|