13 Ekim 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
HSBC, 1100 çalışanının işine son verecek
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue
YKP slams arrests in north Cyprus
Security of Greek and Turkish Cypriots not a Guarantee Treaty Issue
Conservatives pledge priority for Cyprus
Is British culture responsible for alcoholism and violence?
Cyprus Peace Platform calls for census before referenda
Details on the negotiations leaked
New prostitution rules to protect trafficked women
I have never talked about two states says Talat

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



AKP sadece kendisini kurtarmaya çalışırken...

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye’de cereyan eden olayların artık izlemek mümkün değil. Hele de bu olayların hızına bir haftalık gazetenin yetisebilmesi hiç mümkün değil.

Değil haftalık günlük gazeteler dahi bu hıza yetişemiyor.

Ancak televizyonlar ve internet gazetelerin başedebıleceği bir süreç söz konusu.

Onlar da gözlerini açabilirlerse, uyanık durabilirse.

Türkiye’de sürekli hareket halinde olan ya da her an hareket edebilecek durumda hazır bekleyen o kadar legal görünümlü şer güç, odak, kurum vb. var ki... Sayısını sanırım bu ülkeyi yönetenler bile bilmiyordur.

Kimim hangi saatte ne yapacağını kimsenin kestiremediği bir ülke Türkiye.

İşte son örneği...

Biz geçen haftaki yazıyı yazdıktan ve gazeteniz baskıya girdikten birkaç saat sonra Ankara’da ve İstanbul’da harekete geçen bazı güçler bu kez yeni bir krizin ortaya çıkmasına neden olacak bir harekatı başlattılar.

Görünüşte devletin legal güçleriydi bunlar. Savcılık kararıyla harekete geçmiş polis güçleri sabaha karşı Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu ile birlikte aralarında çok sayıda gazeteci olan 8 kişiyi sabaha karşı 04.30’da gözaltına aldı.

Polis aynı saatte ve aynı gerekçeyle gözaltına alınanların evlerinin yanısıra Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisi'nde de arama yaptı.

Türkiye geçtiğimiz cuma sabahı bu haberlerle şok olmuş bir şekilde uyandı.

Tabii gazeteler basıldığı için internet siteleri ve televizyonlar olayı mümkün olan en abartılı şekliyle yayınlamaya başladılar.

Hükümet yanlısı olarak ilan edilen bazı gazeteler olayın Ergenekon Çetesi kapsamında sürdürülen soruşturmayla ilgili olduğuna vurgu yaparak ama bir yandan da İlhan Selçuk gibi 83 yaşına gelmiş, bu ülkenin en kıdemli yazarına reva görülen bu muameleye de dikkati çekerek temkinli yaklaşırken, hükümete muhalif olan ya da kendilerini ulusalcı olarak gören gazeteler ise bu gözltıların bir tertip olduğunu ve AKP’ye karşı açılan kapatma davasının rövanşı olarak hükümet tarafından düzenlendiğini savundular.

Daha başından olayın duyuruluşu ile birlikte taraflar saflarını da belli etmiş oldu.

Gerçi Türkiye’de saflar ne zamandır belirlenmiş durumda.

Taraflar ne zamandır birbirlerine her türlü vasıtayla saldırarak zaten gergin olan ortamı daha da germeye ve tehlikeli bir tırmanmaya neden olacak her girişimi yapmaktan geri durmuyor.

Şimdi bu son olayla Türkiye’de var olan kriz de son derece tehlikeli bir ortamın oluşmasına yol açmış oldu.

Bu olayla Türkiye, başta CHP Genel Başkanı Baykal olmak üzere birçok siyasi lider ve yazar-çizere bakılırsa, bir darbe ortamının iyice kabarmasına neden oldu.

Çünkü mesele sadece bu son gözaltılar ve tutuklamalar da değil. ( Saatler, günler boyu süren sorgulamalardan sonra İlhan Selçuk ve Kemal Alemdaroğlu’nun tutuklanmasına gerek görülmedi. Salıverildiler. Buna karşılık Doğu Perinçek ve Ulusal Kanal ile Aydınlık Dergisi’nin bazı yöneticileri tutuklandılar.)

Mesele AKP’nin kapatılması için açılan davadan sonra ortaya çıkan ciddi tartışmalarla ilgili.

Ergenekon gözaltıları ve tutuklamaları ile ortaya çıkan olayın hükümetin bir tertibi olduğu ve AKP’nin kapatılma davasına karşılık bir rövanş anlamında gerçekleştirildiği iddialarına karşı yargının değişik üst kademelerinden yapılan açıklamalar, bu iki olay arasında herhangi bir ilginin söz konusu olmadığı şeklindeydi

Ergenekon soruşturması aylar önce Ümraniye’de bir evde ordu malı el bombalarının ve patlayıcıların ele geçirilmesiyle başlamıştı. Adına Ümraniye Çetesi denilen ve aralarında eski silahlı kuvvetler mensuplarının yeraldığı örgütle, Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombası atan çete, hatta Danıştay Cinayetini gerçekleştiren grup arasında bir irtibatın ortaya çıkması üzerine meselenin daha da üzerine gidilmişti.

Bu çetelerleri hepsinin birden 2003-2004 yıllarında bazı kuvvet komutanlarının gerçekleştirmeye çalıştığı bir darbe girişi ile de irtibatlı olduğu söyleniyordu.

Tabii şurası bir gerçekti ki, her ne kadar bu soruşturma kapsamında Susurluk döneminde JİTEM örgütünün kurucuları arasında adı geçen ve her illegal taşın altında parmağı olduğu söylenen emekli general Veli Küçük’ün tutuklanmış olmasına rağmen, bu davada adı geçen emekli orgenerallere dokunalamadığı ve hatta onların hala ordu içindeki bağlantılarının adından bile söz edilemediği de bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Bu durumda daha iddianamesi hazırlanarak davası bile açılmamış Ergenekon Çetesi meselesinin ne boyutta olacağınını ve kapsama alanını tam olarak bilemiyoruz.

Hükümetin ve yargının bu konuda nereye kadar gidebileceğini kimse kestiremiyor.

Başbakan, her zamanki gibi gidilebilecek yere kadar gidileceğini söylese bile, geçmişte Şemdinli Çetesi davasında takındığı tavır çok yakından bilindiği için bu sözlerin fazlaca bir kıymeti olduğu düşünülmüyor.

Bilindiği gibi AKP Hükümeti, Şemdinli’de devlet içindeki çetenin suçüstü yakalandığı bir olay mevcutken ve bu çeteye bağlı asker görevliler bizzat saldırıya maruz kalan halk tarafından yakalanıp adalete teslim edilmişken, genelkurmay ( İddianamede adı geçen zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın müdahalesi ile) bizzat devreye girmiş ve davanın seyrini değiştirmişti.

Sanıklar Hükümet’in baskısı ile yargıya yapılan çeşitli müdahaleler sonucu 39.5 ar yıl ceza aldıkları halde hem bu cezalardan hem de dava askeri yargıya intikal ettiği ve beraat ettikleri için suçlamadan kurtuldular. Çetenin bu elemanları daha sonra görevlerine de iade edildi.

Bu nedenle böylesine bir örneğe rağmen Başbakan’ın açıklamaları tabii Ergenekon Çetesi olayının da aynı akibete uğrayabileceği yolundaki kuşkuları pekiştiriyor.

Ya da ikinci üçüncü derece birtakım sanıklara bazı cezalar verilerek üst düzeydeki sorumluların kurtarılacağı şeklinde bir sonucun ortaya çıkmasının sürpriz olmayacağı söyleniyor.

Öte yandan AKP hakkındaki kapatma davasının seyri birçok açıdan Türkiye’nin önümüzdeki günlerde karşı karşıya gelebileceği vahim gelişmelerle yakından ilgili görünüyor.

Herşeye rağmen hukuki süreç devam ediyor. Genel ve hakim kanı bu sürece müdahale edilmemesi gerektiği şeklinde.

Buna rağmen AKP, yine sadece kendisi söz konusu olduğu için kendine demokrat olmakta ve bu yargı sürecini değiştirmek amacıyla bir dizi anayasa değişikliğini Meclis’e getirmeye hazırlanmaktadır.

AKP’nin amaçı, ne pahasına olursa olsun AKP’yi kapatmaktan kurtaramasalar bile, Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasaklı hale gelmesini engellemek, olarak ifade edilmektedir.

Bu ise yine yasamanın ve yargının belli bir özel amaç uğruna zorlanması olarak değerlendiriliyor. Hatta bu zorlanmanın Türkiye’yi tehlikeli bir rejim krizine sokacağını söyleyenlerin sayısı çoğalıyor.

Birçok aklı başında ve sorumlu insan, ülkenin tam da bu sırada meselelere sakin yaklaşarak tartışma ve uzlaşma dönemine girmesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etmeye başladı.

Bu sefer tehlikenin büyük olduğunu daha çok kişi görüp anlamakta ve AKP’yi girştiği bu tehlikeli denemeden vazgeçirmeye çalışmak için bir uzlaşma girşiminin şart olduğunu söylemektedir.

TÜSİAD’ın bazı sivil toplum örgütleriyle bu amaçla bir dizi mutabakat arayışına başlaması bu amaca yöneliktir.

Tabii mesele AKP’nin son zamanlarda kaçındığı bir zorunlukla ilgilidir.

Türkiye’nin birikmiş meseleleri artık bir masaya yatırılmalı ve çözümü için geniş bir mutabakatın oluşacağı zeminlerin oluşması sağlanmalıdır.

Anayasanın alalacele birkaç maddesini değiştirmek yerine tamamını daha sivil ve özgürlükçü bir anlayışla değiştirmenin yolu açılmalıdır.

Bağımsız uzmanlar son krizle ilgili şunu söylüyor:

"Eğer AKP söz verdiği gibi sivil ve demokratik anayasaya öncelik verseydi ve Türkiye bu anayasaya kavuşabilseydi böyle bir kapatma davasına muhatap olmazdı.”

O zaman 12 Eylül faşizminin anlayışı ile hazırlanan Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları da değişeceği için Türkiye bu meselelerle uğraşıyor da olmazdı.

Neticede yine dönüp dolaşıp aynı yere geliniyor:

Türkiye’nin krizlerden, darbelerin gölgesinden ve çetelerden kurtulabilmek için hızla sivil ve demokratik bir anayasaya ve ona uygun yasalara kavuşmak zorunda.

Dileriz AKP, özgürlüklerin sadece kendisine değil bütün Türkiye’ye gerekli olduğu anlamak için bu denemeyi yapmaya kalkmaz.

   1197 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi
13 Haziran 2008, Cuma   'Ayıkla pirincin taşını'
05 Haziran 2008, Perşembe   Devlet herkesi dinliyor. Önerilen Çare: Konuşmayın
15 Mayıs 2008, Perşembe   Sorunu çözmek yerine sürpriz açıklamalara bel bağlamak



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital