|
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci arkadaşımız Hrant Dink, bir yıl önce, 19 Ocak 2007 tarihinde gazetesinin önünde alçakça bir cinayete kurban gitmişti.
Aradan geçen zaman içinde cinayetin tetikçisi ve onun bazı destekçileri yakalandı.
Buna karşılık cinayetin asıl azmettiricileri, planlayıcıları olan ve izleri devlerin sivil-asker güvenlik örgütlerine, polis teşkilatına kadar uzanan asıl faillere ulaşılamadı.
Cinayetin arkasında bir devlet çetesi olduğu neredeyse bilinen bir gerçek olduğu halde devletin idari kademeleri, polis, jandarma ve askeri bürokrasisi cinayetle ilgili delillerin karartılması, saptırılması amacıyla her türlü engellemeyi yaptı.
İçişleri Bakanlığı’na bağlı İstanbul ve Trabzon Valiliği kendilerina bağlı bazı emniyet mensuplarının kovuşturulmasına hatta bilgi almak amacıyla tanıklıklarına başvurulmasına bile müsaade etmediler.
Aradan bir yıl geçtiği halde doğru dürüst bir iddianame bile hazırlanamadı. Düzenlenen dosyada cinayetin tetikçilerinin ardındaki güçlere değinilmedi.
En azından Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nün cinayeti önceden haber aldığı, bunu Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdiği artık kesin olarak biliniyor. Buna rağmen İstanbul Valiliği’nin ve Emniyet Müdürlüğü’nün ciyanet öncesi bir tedbir almamış olmaması bu cinayetin bir devlet cinayeti olduğu kuşkularını güçlendiriyor.
Konuyla ilgili aşağıda okuyacağınız bazı haberlerde de göreceğiniz gibi, mesela bilirkişinin, “Tüm İstanbul Emniyet Personelinin bu cinayet dolayısıyla sorumlu olabileceğini” ifade etmesine rağmen İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden sadece bir kişinin soruşturulmasının bu konudaki soru işaretlerinin hiç de haksız olmadığını gösteriyor.
Netice olarak birinci yılına gelindiği halde yetkililerin bütün açıklamalarının aksine Hrant Dink cinayetinin gerçek faillerinin, yani asıl çetenin ortaya çıkarılmaması için sivil-asker bürokrasi içindeki karanlık güçlerin seferber olduğu AKP’nin de bu faaliyete alet olduğu ya da başı fazla ağrımasın diye bu perdeleme, örtbas etme işlemlerine göz yumduğu anlaşılıyor.
AKP böylece Şemdinli’den sonra Hrant Dink meselesinde de çetelerin açığa çıkmasını engelleyerek bu konudaki teslimiyetçiliğini ortaya koymuş bulunuyor.
Çetelere göz yuman bir hükümet bir gün o çetelere boyun eğmek zorunda kalır.
AKP’yi de bu gidişle böyle bir akibet beklemektedir.
Türkiye, çeteleri temizlemeden, devleti şeffaf ve hukuka bağlı bir aygıt haline getirmeden hukuka, kanunlara, uluslararası değerlere bağlı, insan haklarına saygılı bir ülke olamaz.
Dink Cinayetinde Bilirkişi "Tüm İstanbul Emniyeti" Dedi, Yalnızca Bir Kişi Soruşturuldu
Bilirkişiler Dink cinayetinde yapılmayan işlemlerden dolayı bütün İstanbul Emniyeti personelinin sorumluluğu olabileceğini yazdı. Ama yalnızca İstihbarat Müdürü Güler için soruşturma izni verildi.
Hrant Dink Cinayeti İzleme Komisyonu'nun raporuna göre, Dink cinayetiyle ilgili bilirkişi raporunun "İstanbul Emniyeti'nin en alt kademesinden en üst kademesine kadar denetim görevini yerine getirmemek nedeniyle sorumluluklarının bulunabileceğini" söylemesine karşın, yalnızca İstihbarat Şube Müdürü A. İlhan Güler hakkında soruşturma izni verildi.
Komisyon'un Dink davasıyla ilgili süreci analiz ettiği metninde, bu konuyla ilgili şu bilgiler yer alıyor:
Trabzon Emniyeti'nin davanın sanıklarından Yasin Hayal'in Dink'i öldürebileceğine dair istihbarat bilgisinin İstanbul Emniyeti'nde ciddi olarak ele alınmadığı iddialarıyla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Valiliği İl İdare Kurulu, 28 Ağustos 2007'de A. İlhan Güler hakkında soruşturma izni verirken, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'la ilgili soruşturma izni vermedi.
Dink ailesi avukatları, bunun üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz etti. Ancak Mahkeme bu itirazı reddetti.
Bu arada Güler de itiraz etti ve Mahkeme Güler'le ilgili yeniden inceleme yapılmasına karar verdi.
Ek inceleme sonucunda Mahkeme Güler hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi. Ancak avukatlar Mahkeme'nin nihai kararını halen bilmiyor; çünkü kendilerine tebliğ edilmiş değil.
Bu süreçte iki Emniyet yetkilisinden oluşan bilirkişiler raporlarında şunu yazdılar:
"İlgili mevzuat çerçevesinde yapılması gereken ve yapılmayan iş ve işlemlerden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görev yapan en alt kademeden en üst kademedeki memur ve yöneticilerin, denetim görevini yerine getirmemek başta olmak üzere ceza ve disiplin hukukundan kaynaklanan sorumluluklarının bulunabileceği kanaatine varılmıştır."
Ancak sonuçta, hakkında soruşturma izni verilen yalnızca İstihbarat Şube Müdürü Güler oldu.
Hrant Dink ne demişti?
Dink, öldürülmeden bir hafta önce, 12 Ocak 2007'de HYPERLINK "http://www.agos.com.tr/" Agos gazetesinde yayımlanan yazısında Valiliğin kendisini nasıl hedef gösterdiğini HYPERLINK "http://bianet.org/bianet/kategori/insanhaklari/90517/neden-hedef-secildim" anlatmıştı:
"Vali Yardımcısı, 'Hrant bey' diyordu 'Siz, tecrübeli bir gazetecisiniz. Daha dikkatli haber yapmanız gerekmez mi? Sonra böyle haberlere ne gerek var?' (...) Konuşmaların içeriğinden, beni hangi amaçla oraya çağırdıkları belliydi. Haddimi bilmeliydim, dikkatli olmalıydım; yoksa iyi olmazdı! (...) Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onların Avukat Kemal Kerinçsiz ekibinden oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklarını çok iyi biliyor.
|