|
Sonunda beklendiği gibi oldu. Avrupa Birliği tartışmaları iç politika çekişmelerine malzeme olarak, sebep olarak yansımakta gecikmedi.
Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde ortaya çıkan son duruma baktığımızda müzakerelerin tamamen dondurulması ya da kesilmesi yerine yavaşlatılması yolunun tercih edildiğini görüyoruz.
Bunun için AB organlarının ve üye devletlerin hemen hepsinin geçerli malum bir sebebi var. Kıbrıs sorunu.
İşte bu sebep iç politikadaki çekişmelerin hatta iktidar kavgasının temel sebebi olarak bir kere daha ve bu sefer açıkça ilan edilmiş oldu.
Çeşitli siyasi, ekonomik vesaire sebeplerle Türkiye’yi AB’de istemiyen ya da üyeliğini geciktirmek için uğraşan bazı ülkelerin Kıbrıs meselesine nasıl sarıldığını görüyoruz. Aynı oyun Kıbrıs meselesi kullanıp ‘vatan- millet’ nutukları atarak ve “Kıbrıs’ı sattırmayız” teraneleri altında içerde oynanıyor.
İçerdeki oyunun adına ‘iktidar oyunu’ deniyor. Bir tarafta, demokratik kuralların, halk iradesinin, hukukun ve uluslararası değerlerin geçerli olduğu çağdaş bir düzeni savunanlar var.
Öte tarafta, halkın iradesine, demokratik kurallara, hukukun üstünlüğüne ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla insan hakları değerlerine falan boş verip Türkiye’de otoriter ve militarist bir bürokratik iktidarı hakim kılmaya çalışan güç odakları var.
Tabii mesele hiç bu kadar açık olmuyor Türkiye’de. Kimse oyunu ya da oyunları kurallarına göre oynamadığı için herşey başka bir şey üzerinden, başka bir sebeb gösterilerek oynanıyor.
Mesela Kıbrıs’ın, bu oyunun en temel sebeplerinden biri olarak kullanıldığını yıllardır herkes bildiği halde bilmiyormuş gibi yapıyor.
Bu amaçla devlet politikaları oluşturulup, kırmızı çizgiler çekilmedi mi? Bu politikaların yılmaz bekçisi olarak Denktaş gibi, Turancı olduğunu gizlemeyen bir politikacı Türkiye’de devlet içinde etkin olan bu odaklar tarafından desteklenmedi mi?
Sonra birileri gelip, “Kıbrıs meselesini çözmek lazım. Kıbrıs’ın, Türkiye’nin uluslararası meselelerinde karşısına bir koz olarak çıkarılmasını engellemek lazım” dediği zaman kıyamet kopuyor.
Türkiye bu mesele sebebiyle AB üyelik sürecinde de birçok baskıya, şantaja muhatap oluyor. Bunları biliyoruz.
Ama asıl mesele, Kıbrıs’ın rejim tartışmalarının turnosol kağıdı olması.
Nitekim, AB ile Kıbrıs meselesi sebebi ile tıkanan görüşmelerde – çözüm için değil- rahatlık sağlamak amacıyla- AB’ye sunduğu Kıbrıs önerileri bile kızılca kıyametin kopmasına yol açtı.
Genelkurmay Başkanı hemen “Niye bize sormadınız?” dedi. Böylece Türkiye’deki temel meseleye işaret etmiş oldu. Böylece içerde ve dışarda herkes Türkiye’nin asıl meselesinin Kıbrıs falan değil, iktidar meselesi olduğunu ve askerlerin ellerindeki iktidar gücünden asla vazgeçmek istemediğini bir klere daha görmüş oldular.
Tabii burada da söz konusu olan açıkça yetki, erk, iktidar gücü falan değil Burada da mesaj yine Kıbrıs üzerinden veriliyor.
Daha gerçek amaç ise belli. Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken bu odakların açıktan değil, çeşitli biçimlerde başka olaylar üzerinden sürdürdükleri bu çekişmeyi bu vesile ile aleni hale getirmeleri söz konusu.
Devlet yönetimi ve olanakları üzerinde söz sahibi olan bürokratik odaklar ve onlarla aynı cephede yer alan Cunmhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi ile medyanın önemli bir bölümünün derdi malum:
“ Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmasın. ( Hatta hiçbir AKP’li cumhurbaşkanı olmasın) Devletin en önemli kalelerinden bir daha İslamcı diye nitelendirdikleri AKP’nin eline geçmesin. Bu nedenle de bu Meclis cumhurbaşkanını seçmesin.”
“Bu demokratik kurallara ve hukuka aykırı talebin amacı ne?” sorsanız cevabın yine söylenmeyen malumlardan biri olduğunu görürüsünüz.
“Öyle olursa Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı gibi uluorta milli iradeye, onun temsilcisi Meclis’e ve o Meclis’in çıkardığı hükümete müdahale imkanı kalmaz da ondan.
Türkiye her kesimin, her gücün kendi görevini, yetkisini bildiği demokratik bir hukuk devleti olur da ondan. Korkulan bu.
Asıl sebep, bürokratik odakların iktidara yönelik hesapları. ‘Vatan, millet, Kıbrıs, vatanın bölünmez bütünlüğü, laiklik, cumhuriyet vesaire’ gibi değerleri de öne sürerek, ama bu değerlere beş paralık bir değer vermeden, sadece kendi iktidarlarını düşünerek yaptıkları hesaplar bunlar.
Yani tekrarlarsak, Kıbrıs bahane. Kıbrıs aslında umurlarında bile değil.
Kıbrıs üzerinden Cumhurbaşkanlığı seçimi için güç gösterisi yapıyorlar. Hükümet’e göz dağı veriyorlar. Bu vesile ile yıllardır çözümü geciktiriyorlar. Türkiye’nin bütün sorunlarının çözümünü geciktiriyorlar.
Türkiye’nin uluslararası meselelerde haklı olacağı davaları bile engelliyorlar. Türkiye’yi sürekli kriz ortamında tutarak bundan rant sağlıyorlar. Türkiye’ye büyük zarar veriyorlar.
Cumhurbaşkanlığı seçimi de temelde bu güç çekişmesinin bir gerekçesi.
Kıbrıs meselesi ise kriz çıkartmanın ‘milli mesele’ kisvesine büründürülmüş malum sebebi.
Kıbrıs meselesi bu kirli oyunu giderek gözler önüne seriyor. Daha da sereceğini göreceğiz.
|